KÖRLER ÜLKESİNE KRAL OLMAK

Dere tepe, dağ taş dolaşmayı çok seven tek gözlü bir adam varmış. Yürür, yol alır, durmaksızın giderdi. Bir gün, uzaklarda renkleri karmakarışık bir köy görmüş; alacalı, bulacalı, garip bir köy. Yaklaşmış köye doğru. Yolları bir tuhaf, evleri bir tuhaf, insanları bir tuhafmış köyün. Köyün içine girince meseleyi anlamış. Burası körler köyüymüş. Kadınların, erkeklerin, çocukların, velhasıl herkesin gözleri sımsıkı kapalıymış. Gezgin tek gözlü adam burada yaşamaya karar vermiş. “Hiç değilse benim tek gözüm var,” diyormuş. “Körler ülkesinde şaşılar kral olur derler. Ben de bunların başına geçer, yaşarım.” Körlerin gözleri yokmuş ama elleri, kulakları, burunları çok hassasmış. Kendilerine göre kurdukları bir düzen içinde yuvarlanıp gidiyorlarmış. Adam, onların şaşkın hallerine bakıyormuş. Yürümeleri, konuşmaları gerçekten başka türlüymüş. Bir gün, körlerden biri ötekilerden birinin malını çalmış. Sadece tek gözlü adam görmüş bunu. Bağırarak ilan etmiş: “Filanca falancanın malını çaldııı...